12 Eylül 2017 Salı

Servas Barış Okulu-Gazete Duvar Haberi...


Ekinci Köyü'nde bir bayram havası: Servas Barış Okulu

Antakya Ekinci Köyü’nde her yıl bir festival havası estiren Servas Barış Okulu, 9. kez düzenlendi. Türkiye’den ve dünyanın farklı yerlerinden gönüllülerin desteği ile oluşturulan programda, geri dönüşüm, heykel, yerel oyuncaklar ve astronomi gibi pek çok konuda atölye yapıldı.
Aynur Tekin  atekin@gazeteduvar.com.tr 30 Temmuz 2017
DUVAR – Her yıl 6-16 Temmuz tarihleri arasında Antakya’nın Ekinci Köyü’nde düzenlenen Servas Barış Okulu’na, bu yıl da 50’den fazla çocuk katıldı. Dünyada 100’ü aşkın ülkede faaliyet gösteren sivil toplum örgütü Servas, kültürler arası diyalog ve dünya barışı üzerine çalışmalar yapıyor. Örgütün Türkiye temsilciliği tarafından düzenlenen barış okulu, farklı kültürleri bir araya getiriyor ve farklı bir yaşam deneyimi üzerine kafa yoruyor. Okulun kurucusu Mehmet Ateş, uluslararası bir kültür paylaşım platformu olan Servas’ın aktif üyelerinden. Uzun yıllardır yurt dışından gelenlere evini açıyor, hem Türkiye’yi hem de Antakya’yı tanıtıyor. Ateş’in barış okulu fikri de bu deneyim üzerinden şekilleniyor: “Köyüme ve Antakya’ya dünyanın farklı yerlerinden kültür ve bilgi birikimini taşımak istedim. Ve tabii bu coğrafyanın özgün zenginliklerini dünyaya tanıtmak amacıyla da yola çıktık.”
9 yıl içerisinde Meksika, Belçika, Avusturalya, Kanada, Mısır ve İran gibi pek çok ülkeden ve Türkiye’nin farklı yerlerinden gelen gönüllüler, köy sakinlerinin evinde konaklıyor. Mehmet Ateş, bu durumun hem köy sakinleri hem de gönüllüler tarafından önemsendiğini ifade ediyor ve şöyle diyor: “Gönüllerin yerli ailelerle beraber kalması, ailelerin ufkunu genişletiyor. Aileler, farklılıklara ve yeniliklere daha açık hale geldiler. Kendi çocuklarının özgürlük alanlarını genişlettiler. Köy halkı bir yandan yerelin ve Antakya’nın zenginliklerini gelen misafirlerle paylaşırken diğer bir yandan kendi kültürleri hakkında bir farkındalık oluşturuyor.”
PARA GEÇMİYOR
Köyün öz kaynaklarıyla ve tamamen gönüllülük esasıyla düzenlenen barış okulunda, tüm işler imece usulü yürüyor. Okulda para geçmiyor, standart bir program uygulanmıyor. Konular, sınıflar, oyun ya da atölye çalışmaları, her gün gönüllülerle beraber planlanıyor ve

anlık değişiklikler yapılabiliyor.
Yurt dışından gelen gönüllüler, ilk etkinliklerine barış sözcüğünün kendi dillerindeki karşılığını öğreterek başlıyor. Çocuklar 10’a yakın dilde barış yazabiliyor. Ateş, erken yaşlarda çok kültürlü bir ortamda bulunmanın çocukların bakış açısını değiştirdiğini belirtiyor: “Farklılıkları sevmeyi, onları oldukları gibi kabul etmeyi ve toleransı öğrendiler. Çocuklar farklı ülkelerin sanatını, coğrafyasını, danslarını, dillerini, kıyafetlerini ve filmlerini tanıdılar. Gelen gönüllülerle yemekler pişirdiler ve oyuncaklar tasarladılar.”
DÜNÜN ÇOCUKLARI BUGÜNÜN TERCÜMANLARI
Okulun öne çıkan özelliklerinden biri de sürdürülebilir olması. En basitinden 9 yıl önce okulun faydalanıcısı olan çocuklar, şu sıralar aynı okul için gönüllü tercümanlık yapıyor. Okul sayesinde yabancı dillere aşina olan çocuklar, bu beceriyi zamanla geliştirmiş ve üniversitede dil bölümünü seçmiş. “Bahçede, sokakta ve doğanın her yerinde hayat bulan Servas Barış Okulu köyde ve çocukların hayalinde dünya vatandaşlığı fikrini geliştirdi” diyen Ateş, hem çocukların hem de ailelerinin sınır fikrini sorgulamaya başladığını söylüyor. Ateş, “Ayrıca yurt dışından ve içinden gelen gönüllüler de köyün ve Antakya’nın kadim ve çok kültürlü halini tanıdılar ve farklılıklarla beraber yaşamanın bu memlekette ne kadar kadim olduğunu gördüler” diyor.
ANTAKYA’DAN KOLOMBİYA’YA BARIŞ
Okulun en büyük hedefi, farklı coğrafyalara yayılmak ve dünya barışı için yeni projeler üretmek. Hedefin ilk adımını, geçen yılın gönüllülerinden Kolombiyalı Ana Maria gerçekleştirmiş. Ana, Ekinci köyünden aldığı ilhamı kendi ülkesine götürmüş ve çocukları bir barış okulu etrafında toplamış.
‘YENİ SİNEMACILAR GELİYOR’
Bu sene özelinde okulun en üretken etkinliklerinden biri de tam 14 kısa filmin çekildiği sinema atölyesi olmuş. Atölyeyi düzenleyen Hazal Orhon, Ömer Faruk Güler ve Evrim İnci
film yapımının tüm süreçlerinde çocukların karar almasını sağlamaya çalışıyor. Hazal Orhon, iki yıldır Ekincik Köyü’ne gidiyor ve gelecek yılın barış okulu için en az çocuklar kadar sabırsızlanıyor. Okulda geçirdiği her günün kendisine umut verdiğini belirterek şöyle konuşuyor: “Çocuklar, bir film yapımının tüm aşamalarını birlikte deneyimliyorlar. Şunu söyleyebilirim ki yeni sinemacılar geliyor. Hepsinin çok farklı bir bakış açısı ve isteği var. Önceki yıldan senaryo yazıp bu okulu bekleyen çocuklar var, mesela. 14 kısa film çekildi bu sene ve filmlerin gösterildiği bir gece düzenledik. Zaman zaman ailelerin ağladığına ya da çok mutlu olduğuna şahit oluyorsunuz.”
Okula gelen gönüllüler, yalnızca bir şey öğreten konumunda değil. Daha çok süreci paylaşmak ve birlikte öğrenmekten yanalar. Hazal Orhon, tam da bu sebeple birlikte üretmekten ilham alanlardan: “Bir sene boyunca kalbimin bir parçası hep orada yaşadı. Çocuklara ve köye çok bağlandım. Evime gidiyormuş gibi hissettim. Sokağa çıkıyorum yürümeye herkese selam veriyorum, sanki kendi mahallemdeymişim gibi. Çok ilham veren bir şey. Ben iki yıldır gözlerim dolu dolu ayrılıyorum köyden ve bir sonraki seneyi iple çekiyorum. Çok şey öğreniyorum, birlikte üretiyoruz. Fikirle dolup taşıp öyle geliyorum.”

Peaceful Athmosphere at Ekinci (Antakya-Turkey): Servas Peace School

Servas Turkey organises Peace School Programme in Ekinci (3aydiy) Antakya, Turkey between July 06-16th. A number of local and international Servas volunteers meet in this friendly village at this school for unusual experiences. They come together with kids aged 5-14 in the gardens, house yards and streets (Peace Campus) to teach whatever they know. The topics they teach are various but peace, languages, music, dances, nature, recycling, human rights, drama, toy making, drawing, traditional games, making short movies, photography, astronomy, etc. are the main interests. The volunteers staying with local family find the oppurtunity to experince the culture, family life, cuisine and habits whereas they can also introduce their own cultures. This experience gives children, families and eventually all villagers a big change to open their visions and grow bigger dreams. Also Servas ideals come true within children.
The founder of the school Mehmet Ates says; “I try to bring the richness of the world into my village through the volunteers and also want to introduce the genuine local culture of Antiochia and this region to the world culture. I dream to make children feel that they are world citizens. They are children of the earth”.
The school runs with no money but with the support of local people. There is specific curriculum or textbooks, no ordinary classes, no forcing for attandance and no official teachers. Everywhere can be a school room, anyone can be a teacher and any subjects can be taught at this school. For example the children of the school have became volunteers after 9 years and now they work as teachers. Also a local farmer can also give workshops. Moreover the volunteers come together every day, give feedback and schedule the next day workshops.
One of the volunteers Hazal Orhon shares her experience at the school; “I leave big part of my heart at the viallge every year. I feel like
I am going my own home because the local families are so welcoming and good people. The school experience is so precious. Children have learnt to make short movies from the very begining till the end. I can say the future cinema makers are growing at this village. I teach children and they teach me. Finally, I come back from school with new ideas each time”.
The village children attending this school every summer (60-70 children each year) grew up with the ideas of peace and understanding the ‘others.’ The children developed awareness in languages and different cultures of the world. Parents have become more tolerant to the differences and more understanding to the dreams of their children.
Mehmet Ates has big dreams, too. He wants to build a big Servas Peace School Campus in the nature. The school would be open throughout the year for children of the world.
Volunteer people who would like to share their backgrounds with children and locals would come to live at the campus for a while. It is possible to turn the world into a village of peace. I count on Servas community and people who have similar dreams.
Facebook: Live&Share with Us
Mehmet Ates
Servas Peace School Coordinator
Turkey

1 Ağustos 2016 Pazartesi

A Universal School: Servas Antakya Peace School

A Universal School ; Servas Peace School
Antakya, Turkey
Antakya Peace School is located in a large garden with orange, figs, pomgranate trees and vegetable in Ekinci(Aydiy), Antakya, Turkey not far from the border with Syria. The school is not only in the gardens but also the streets, house yards and any free spaces are parts of the school. Servas members from the village, Turkey and abroad work as volunteers at this school which takes place every summer between July 6-16th. The volunteers are the people who transfer the world knowledge, culture, art, and peace ideas to the kids. The volunteers also get the chance of experiencing the rich multicultural life style of Antakya which has been collected throughout history, the life of the village and share their experiences with local people at the same time.
At this school, there is no formality,  no curriculum, no registration, no fee,  no school budget and
furtermore attendance is not compulsory. There is a collaboration among children rather than competition. And most importantly, every child is given equal opportunities.There is a direct mutual learning, sharing experiences, language learning and cultural exchange all the time. What subjects are  taught at this Peace School? Actually, the volunteers teach the children whatever they know. However, the basic subjects of the program are peace and cultural exchange. Servas Antakya Peace School is based on the topic of "Peace". Ttopic that is usually neglected by the regular schools. Peace with different cultures, languages, religions, peace with nature,  animals... Antakya Peace School aims to introduce these values to the kids in their early ages of lives.
What is Servas?
Servas is a non-governmental organization that aims to have intercultural peace and tolerance in the world and it disregards any race, language and religion discriminations. The Servas members host each other while travelling and they discover the culture they have living together. So it creates the sense of peace among people.
This year, in spite of the ongoing war in our neighbor country, Syria, and the bomb attacks in our country, we managed to come together again for the 8th year of the school. Every day, we met children in the gardens of Servas Campus, on the streets and in the olive gardens. We organized a program including activites, games workshops and demonstrations so that they could look at the world through the eyes of peace. It was very important for us to keep Peace School work again this year despite wars and violence around us. So Peace School would allow children have a peaceful breathe, see the beauties around them, strenghten their belief that there is still chance for peace.
Most of the Servas volunteers who were going to come from abroad cancelled their coming because
of the violence aroused in our country just a few days before the Peace School started. It was something understandable. Only one volunteer, Ana Maria from Colombia was able to attend the program. High school and university students who grew up at the Peace School in the village took part in as volunteers. The result was great. They shared whatever they knew with the kids, they became models for  the children of the village and they gained a nice experience at the end of the school. The Peace School children welcomed an ambitious cinema student, a good photographer, a mosaic art teacher, a sculptor, teachers and musicians as volunteers.
Around 80 children of the village called Ekinci (Aydiy)  attended the Peace School activities this
summer. Although the children were on summer holiday, they woke up and crawled towards the Peace School like snails very early every morning. They started the day with the creative drama activities, traditional games accompanied by Latin dances and Spanish words of Ana Maria under the grape and promgranate trees. They learned the different versions of "Peace",  "Good Morning", "Love", and "Colours" in the different languages of the world.Watching the documentary about Colombia with Ana Maria,  they got to know a distant culture and dreamt to travel to this exotic country one day. And, just like every year, the awareness of their own culture increased while learning about different cultures. The university student, Selen, conducted a multilingual chorus consisting of  children and they created a cheerful atmosphere at the Peace School with the songs in the local languages of
Antakya; Arabic, Turkish, Armenian, Hebrew, Kurdish and also Spanish. The kids took their first step to a life with no prejudice in their early ages singing songs in many languages. Selen expressed her feelings as follows ; "I have realized that I find myself with these kids. We produce many beautiful things together with them. I can say that the Peace School meant a lot to me". The doctor volunteers Ahmad and Kudret, who are also the musicians of the multilingual chorus, both played instruments and had fun as well as talking deeply about medicine and human body with the children.
The children became familiar with an ancient art of Antakya, mosaic art, with the mosaic teacher, Halide who practiced this work with pleasure and passion. The children learnt about the mosaic art developed by the Sassanids, Byzantiums, Romes every morning. They met at the workshop around
the teacher, broke the stones into pieces, replaced them patiently and eventuallly got the shape of Peace. An instructor from the university in Antakya, Ediz held a sculptor workshop for the children. The little hands produced lots of statutes about peace, travelling, human and love of nature. The volunteers and the kids painted faces of one another with mud and enjoyed learning while having fun.
The cinema student, Hazal and the photographer, Mahmut who attended the program from İzmir, taught the children how to shoot a short film
from the beginning till the end. Shooting their own films by themselves created such an exciteful atmosphere that the streets, orange and palm groves, houses turned into a set. While they were shooting some scenes of the films, funny things
happened, as well. For instance, an woman working in the garden rushed to help a child, Diyar lying
on the ground and screaming "Help!". In her local language, Arabic, she shouted "Şü sor fiki bitte?  Ene honi.(What happened to you,  daughter? I am here.)" We watched the completed versions of the
short films together with all the children and families on the big screen we set in the evenings. Seeing these beautiful products, the kids built great confidence. They realised that cinema and photography can be good options in their lives. The families had difficulty in believing that their children could write these scripts and film them. The children attending the photographic works took the photos of the villagers preparing foods for winter, the fruits growing in the gardens and the portraits of local people. They got the chance to know their village from a different point of view.
Playing the traditional games is one of the most entertaining activities at school. Children played the Middle Eastern games on streets together. They enjoyed the togetherness and moved away from
computer games for a while. They made new friendships while playing on streets. They ran, sweat, their knees bled and they went to the house exhausted every evening. Kids sometimes ate the cucumbers, tomatoes, grapes, and plums growing in the gardens of the school. It was a school integrated with life, nature, local and global values.
The high school students Derya, Tuana and Esra studying at English department worked with children patiently and put the fantastic ideas on recycling into practice. Toys, musical instruments and spaceships were just a few examples of these products. The parents' views about their volunteer children were also amazing. Derya 's mother, Makbule said; "My daughter would not normally wake up before 12 p.m. in the
summer time. But, once Servas Peace School starts, she gets up very early and rushes to leave home with great ambition every day. What happened to this girl? Did you make any magic, Mehmet?" I smile. Deniz, who has always been next to me for eight years now was a great help and always ready to fill the gaps like a member of first aid team. Serhat took the photos and videos of all the activities running around  the Peace School Campus. While conducting the coordinatorship of the school, I had also the opportunity to introduce children Servas, child rights,  environmental issues. The feedback was satisfying. From time to time, I got them watch videos related to different cultures, art and nature. I taught them new words in different languages with games to raise awareness every day. Another volunteer, English teacher Davut, created a mini orchestra from children teaching them to make flut
es and clarions from reeds.. The sounds of the instruments added joy and pleasure to the school campus.
Children enjoy theatre all around the world. Theatre is playing, entertainment, language and life. A university student, Nesibe, brought out a short Arabic play with children creating great excitement and enthusiasm in children. By the way children of the village are bilingual (Arabic&Turkish). The play was presented to the families and children at the Servas Peace Party. It drew lots of attention and developed big sensitivity in terms of protecting local languages.  Nisan, Mevsim and other volunteers worked in groups with children and monitored them to create t
heir own peace associations with the objectives, logos and posters. Eight years of Peace School experience taught us something. Peace can be learned. Moreover, it is easier to learn peace during childhood.
How about introducing kids feminism? Is it possible? If you have the book called “The Book of a Little Feminist” and a good volunteer teacher like Ferdus, surely, the children can understand the equality of the genders, in other words, Feminism. Nice conversations which enabled children express their ideas freely were held in the shade of the pomegranate trees with the children of the village and sometimes with their mothers. They told the examples of gender discrimination they observe in their own lives, in their country and the world. Any topic can be discussed at the Peace School considering their age and level. Most of the topics neglected by the regular schools are introduced at the Servas Peace School.
While the children at the Peace School were having fun and are exposed to the universal values, what
were the Syrian children doing and how about their feelings? The Peace School children, gathering in groups among the olive trees with the volunteers discussed and shared their feelings about this issue. They tried to put themselves in place of Syrian children. We listen to Arda (9-year-old) ; "Syrian children are either working or begging on streets. Actually, we can collect blue caps and then buy toys for them". Lila (8-year-old) continues ; "Syrians come here because there is a war in their country. Their homes are destroyed". I think the adults need to hear these children. Ege(11-year-old) is trying to cope with the fear of war. "Sometimes, I can not sleep at nights. I am afraid of bombs will be dopped on our
home." I was happy to witness that children have great ability of emphaty. War in Syria is being
experienced as fear in Antakya and the other border towns. And under these conditions, Peace School is trying to cope with these feelings and keep the faith of peace in the heart of children.
Ana Maria built good relationship with the children and local families despite her limited English. However her smiling face was enough to communicate. As we do every year, we organized a city tour of Antakya for the volunteers. We introduced them the multicultural life style of Antakya, its different religions, ancient architecture, the old bazaar called Suk Al Tavil and the unique flavors of Middle East. We told Ana Maria the tradition of tolerance in Antakya with the help of a scene we witnessed by chance. The bride and groom coming to the church door noticed that the church was on lunch break. At that moment, the bride says ; "Seeing that the church is closed, let's go the mosque".

We are helping the children build up their own dreams at Servas Peace School. We know that their dreams are colourful and unlimited. We try to open new windows and introduce them options on how to make their dreams come true. It is impossible to tell how much Servas volunteers coming from Colombia, India, Russia, New Zealand, Spain, Belgium, Iran and many more countries and other Servas volunteers coming from different cities of Turkey have enriched the children's dreams, knowledge and lives for eight years now.
Children, volunteers and local people like the Servas Peace School. Would not it be wonderful to organise more Peace Schools in different corners of the world within Servas?
Mehmet Ateş
Servas Peace School Coordinator
Facebook: “Servas Peace School”
Translated by the local volunteer Selen Karataş

We appriciate it. 






















22 Temmuz 2016 Cuma

                                  Evrensel Bir Okul; Servas Barış Okulu
                                                                                                             Antakya, Türkiye
Antakya Barış Okulu Ekinci (Aydiy) köyünde portakal, hurma, incir ağaçları ve sebze bahçeleri ile yeşillenmiş geniş bir bahçenin içinde hayat buluyor. Köyün kıyısında yer alan bu okulda bahçeler, sokaklar, evlerin avluları okulun sınıfları gibi işlev görüyor. Her sene 06-16 Temmuz tarihleri arasıda faaliyet gösteren okulda yurt içinden ve dışından gelen Servas üyeleri gönüllü öğretmenlik ve rehberlik yapıyorlar. Gönüllüler dünya bilgi, kültür, sanat
ve barış birikimini çocuklara aktaran bir damar oluyorlar. Aynı anda gönüllüler de Antakya'nın tarih boyunca biriktirdiği çok kültürlü hayat tarzını tanıyor ve kendi ülkelerindeki insanlarla paylaşıyorlar.
Barış Okulunda resmiyet yok. Müfredat yok. Kayıt yok. Ücret yok. Devam zorunluluğu hiç yok. Yarış yerine işbirliği var. Ve en önemlisi bu okulda tüm çocuklara eşit fırsatlar tanınır. Karşılıklı öğrenme, deneyim paylaşımı, dil öğrenimi ve kültürel değişim her an gerçekleşiyor. Peki bu okulda hangi dersler öğretiliyor? Gönüllüler ne biliyorlarsa çocuklara onu öğretiyorlar. Ancak barış ve kültür değiş-tokuşu programın temelini oluşturuyor. Barış okulunda normal okullarda ihmal edilen Barış konusuna ağırlık veriliyor. Kültürlerle barış, dillerle, dinlerle, doğa ile, hayvanlarla barış....Servas’ın kuruluş felsefesi de buna dayanıyor zaten. Barış Okulu bu değerleri hayatın erken yaşlarında çocuklarla buluşturuyor.

Servas Nedir?
Servas, kültürler arası barış ve hoşgörüyü kendine amaç edinen, kar amacı gütmeyen, ırk, dil, din , cinsiyet ayrımı gözetmeyen bir Sivil Toplum Örgütü’dür. Üyeler seyahat ederken birbirlerinin evlerinde konaklar ve kültürü yaşayarak öğrenirler. Böylece halklar arasında barış duygusu gelişir.
Bu sene yanıbaşımızda devam eden Suriye savaşına ve ülkede gerçekleşen bombalı saldırılara rağmen Barış Okulumuzu sekizinci defa gerçekleştirdik. Çocukları bahçelerde, sokaklarda ve zeytinliklerde toplayıp dünyaya barışın gözünden bakmaları için etkinlikler, oyunlar, atölye çalışmaları ve gösterilerden oluşan bir program düzenledik. Barış okulunu savaşlara ve şiddete rağmen kesintisiz gerçekleştirmek bizim için çok önemli idi. Zira tüm bu yaşananlara rağmen çocukların nefes alması, güzeli görmesi, herşeye rağmen barış dolu bir dünyanın kurulabileceğine inanması için Barış okulunu hayat vermemiz gerekiyordu... 

Barış okulunun başlamasına birkaç gün kala ülkemizde yaşanan şiddet olaylarından dolayı yurt
dışından gelecek Servaslı gönüllülerin büyük bir çoğunluğu gelişlerini iptal ettiler. Bu anlaşılır bir şey idi. Sadece Kolombiya’dan Ana Maria bize katılabildi. Yurt dışından Servas gönüllüleri gelemeyince Barış Okulunda yetişen, yabancı dil bilen, çok kültürlülüğü özümsemiş, barışsever ve heyecan dolu lise ve üniversite öğrencisi gönüllüler Barış Okulunda görev aldı. Çok da iyi oldu. Bildiklerini çocuklarla paylaştılar, çocuklara model oldular ve güzel bir tecrübe edindiler. Yerelden Sinemacı, fotoğrafçı, mozaik ustası, heykeltraş, öğretmen ve müzisyenler de gönüllü olarak çalıştılar.
Barış Okuluna çoğunlukla Ekinci (Aydiy) köyümün çocuklari olan yaklaşık 80 kisi katıldı. Çocuklar yaz tatilinde olmalarına rağmen sabahın serin saatlerinde salyongozlar gibi Barış okuluna
geldiler. Üzümlerin hafifçe kızarmaya başladığı asma altında yaratıcı drama etkinlikleri, geleneksel
oyunlar ve Ana Maria’nın latin dansları ve İspanyolca sözcükleri ile güne başladılar. Dünya dilleri ile barış, günaydın, sevgi ve renkleri öğrendiler. Ana Maria Kolombiya’yı anlatan belgeseli ile çok uzak bir kültürü tanıdılar. Ve her sene olduğu gibi farklı kültürleri öğrenirken kendi kültürü hakkında farkındalıkları arttı. Üniversite öğrencisi Selen çocuklardan çok dilli bir koro yarattı ve Antakya’nın yerel dilleri olan Arapça, Türkçe, Ermenice, İbranice ve Kürtçe şarkılarla Barış okulunu şenlendirdiler. Çocuklar birçok dilde şarkı söyleyerek bu yaşta ön yargısız bir hayata ilk adımı attılar. Selen duygularını şöyle ifade ediyor; “Anladım ki bu çocuklarla kendimi buluyorum. Beraber çok güzel şeyler üretiyoruz. Barış okulu tam bana göre”. Çok dilli koroya müzik yapan doktor gönüllüler hem çaldılar hem eğlendiler hem de aralarda tıp ve insan vücudu konusunda çocuklarla derin muhabbetlere daldılar.

Çocuklar Antakya’nın kadim sanatı olan mozaik resim sanatını bu işi zevkle ve aşkla yapan Halide hoca ile tanıdılar. Sasani, Bizans, Roma’dan miras alınan mozaik sanatı ile tanışan çocuklar her sabah Mozaik atölyesinde hocanın etrafını sarıp taşları kırdılar, onları sabırla yapıştırdılar ve sonunda barış şeklini oluşturdular. Elimizde ortak yapılan harika bir eser vardı. Antakya’daki üniversitede öğretim görevlisi olan Ediz hoca ise çocuklar için heykel atölyesi düzenledi. Minik eller barış, seyahat, insan ve doğa sevgisi ile heykelcikler yaptılar. Birbirlerinin yüzlerini çamurla bulayan
gönüllüler ve çocuklar eğlenirken öğrenmenin tadını çıkardılar.

İzmir’den gönüllü olarak katılan sinemacı Hazal ve Fotoğrafçı Mahmut çocuklara kısa film çekimini baştan sona kadar uygulayarak öğrettiler. Çocukların kendi filmlerini kendilerinin çekmesi öyle bir heyecan yarattı ki sokaklar, portakal, hurma bahçeleri, evler bir anda sete dönüştü. Sokakta kimi sahneler çekilirken komik şeyler de yaşandı. Mesela senaryo gereği yere yatıp “imdat” diye bağıran Diyar adındaki çocuğun yardımına bahçede çalışan bir teyze koşuyor. Yerel dili olan Arapça ile “Şü sor fiki bitte? Ene höni. (Ne oldu sana kızım?
Ben buradayım)” Filmlerin son hallerini akşam kurduğumuz sahnede bütün çocuklarla ve ailelerle beraber izledik. Çocuklar bu güzel ürünlere bakıp kendilerine güvenleri yükseldi. Sinema ve fotoğrafın hayatlarında bir seçenek olabileceğini gördüler. Aileler bu filmleri çocuklarının yazıp çektiklerine inanamadılar. Fotoğraf çalışmasına katılan çocuklar ise köyde dolanıp kış hazırlıklarını, bahçelerde yetişen meyveleri ve insanları çektiler. Köylerini farklı açıdan tanıma fırsatı yakaladılar.
Geleneksel oyunlar okulun en temel etkinlerindendi. Sokakta ve grup halinde
oynanan bu ortadoğu oyunları ile çocuklar bilgisayar oyunlarından uzaklaşıp sokaklarla buluştular. Tıpkı bizim çcoukluğumuz gibi. Sokakta olunca yeni dostluklar da edindiler. Koştular, terlediler, dizleri kanadı ve evlere bitkin bir şekilde gittiler her akşam. Kimi zaman da okulun bahçelerinde yetişen salatalık, domates, üzüm ve erikleri dallarından koparıp yediler. Doğa ve insan ile bütünleşmiş çocukluk bu değil midir zaten?

Lise öğrencileri Derya, Tuana ve İngilizce bölümünde okuyan Esra çocuk grupları ile çalışarak geri dönşüme dair fantastik fikirleri hayata geçirdiler. Oyuncaklar, müzik aletleri ve uzay araçları bu ürünlerden sadece bir kaçı idi. Velilerin gönüllü çocukları ile ilgili görüşleri de ilginçti. Derya’nın annesi Makbule; “Normalde kızım yazın öğlen saat 12’den önce uyanmazdı. Ama Servas barış okulu başlayınca çok erkenden kalkıyor ve koşa koşa etkinliklere gidiyor. Ne oldu buna? Sihir mi yaptınız ona Mehmet”? Gülümsüyorum.

Diğer veliler hem çocuklar hem de gönüllüler için benzer görüşleri paylaştılar. Bu okulda büyüyen Deniz ilk yardım gibi her türlü eksiklikleri anında giderdi. Serhat ise Barış Okulu kampüsünde oradan
oraya koşarak tüm etkinliklerin fotoğraflarını ve videolarını çekti.  
Okulun koordinatörlüğünü yürütürken Servası, çocuk haklarını, çevre bilincini anlatma ve onlardan bu konuda geri dönütler alma fırsatı yakalayabildim. Zaman zaman kültür, sanat, doğa konuları ile ilgili duyarlılık geliştirici videolar izlettim. Farklı dillerde yeni kelimeleri her gün oyunlarla öğretmek de zevkle yaptığım bir etkinlikti. Diğer bir gönüllü olan İngilizce öğretmeni Davut ise köyümüzün geleneğinde yer alan kamışlardan sipsi ve zurna yapmayı öğreterek çocuklardan mini bir orkestra kurdu. Sesler ortalığa neşe ve keyif kattı.
Çocuklar dünyanın her yerinde tiyatroyu sever. Tiyatro oyun, eğlence, dil ve hayattır. Üniversite

öğrencisi Nesibe büyük bir heyecan ve coşku ile çocuklarla kısa bir Arapça Oyun çıkardı. Köyün ana dili olan ancak Türkçe’nin etkisi ile giderek zayıflayan Arapça dilinde yapılan bu oyun Servas Barış Partisinde ailelere ve çocuklara sunuldu. Çok ilgi gördü ve yerel kültürün korunması açısından büyük bir duyarlılık geliştirdi.
Nisan, Mevsim ve diğer gönüllüler rehberliğinde çocukların kendi Barış Derneklerini kurmaları, amaçlarına ve logolarına karar verip yapmaları çocukların ülke ve dünya barışına bu yaşlarda kafa yormalarını sağladı. Duyarlılıkları arttı.

Sekiz yıllık barış okulu tecrübesi bize birşeyi öğretmişti. Barış öğrenilebilir. Dahası çocukken daha kolay öğrenilir. 
Peki çocuklara feminizmle tanıştırabilir mi? Eğer elinizde Küçük Feministin Kitabı varsa ve buna inanan Ferdus gibi iyi bir gönüllü öğretmeniniz varsa çocuklar elbette cinslerin eşitliğini yani
Feminizmi anlayabilirler. Köy çocukları ve zaman zaman annelerinin katılımı ile nar ağaçlarının gölgesinde çocukların düşüncelerini özgürce ifade ettikleri sohbetler gerçekleştirildi. Dünyada, Türkiye’de ve kendi yaşamlarında karşılaştıkları cins ayırımcılığı örneklerini heyecanla anlattılar. Barış okulunda çocukların ruhsal durumu ve bilinç düzeyleri dikkate alınarak her konu konuşulabiliyor. Normal okulların ihmal ettiği konuların çoğu Barış Okulunda öğreniliyor.
Barış Okulunda çocuklar eğlenip evrensel değerlerle buluşurken acaba komşuları Suriyeli çocuklar şu anda ne yapıyorlar ve ne hissediyorlardı? Barış Okulu çocukları zeytin ağaçlarının arasında gönüllü ablaları ile öbek öbek toplanarak Suriyeli çocukları konuştular. Onlarla empati kurmaya çalıştılar. Çocuklardan Arda’yı (9 yaş) dinliyoruz; “Suriyeli çocuklar ya çalışıyor ya da

sokakta dileniyorlar. Aslında onlar için mavi kapak toplayabiliriz. Sonra oyuncak alırız”. Lila (8 yaş) sözü alıyor ve devam ediyor; “Suriyeliler buraya geliyorlar çünkü ülkelerinde savaş var. Evleri yıkılmış.” Sanırım büyüklerin bu çocuk masumiyetini öğrenmeleri gerekiyor.  
Ege (11 yaş) ise savaş korkusu ile baş etmeye çalışıyor. “Gece bazen uyuyamıyorum. Evimize bomba düşecek diye korkuyorum.” Suriye savaşı korku olarak Antakya’da ve diğer sınır kentlerinde korku olarak yaşanıyor. Ve bu koşullarda Barış Okulu bu duyguları tersine çevirmeye ve barışa inancı diri tutmaya çalışıyor.
Ana Maria az İngilizcesi ve çok tebessümlü yüzü ile köy insanları ve çocuklarla güzel ilişkiler
kuruyor. Her sene yaptığımız gibi gönüllüler için Antakya gezisi düzenliyoruz. Onları Antakya’nın çok kültürlülüğü, farklı dinleri, kadim mimarisi, bin yıldan yaşlı çarşısı (Suk Al Tavil) ve özgün Ortadoğu tatları ile tanıştırıyoruz. Yaşayarak. Antakya’nın hoşgörü ortamını ve dinlere saygıyı tesadüf eseri şahit olduğumuz bir sahne ile anlatıyoruz Ana Maria’ya. Kilise kapısına gelen gelen gelin ve damat kilisenin öğle tatilinde olduğunu fark ediyorlar. O anda gelin; “Madem kilise kapalı o zaman camiye gidelim” diyor.
Servas Antakya Barış Okulunda çocukların hayallerini kurmasına yardımcı oluyoruz. Biliyoruz ki çocuk iken ne kadar çok pencere açılırsa gözlerinin önünde hayalleri o kadar renkli ve çok sesli oluyor. Sekiz yıldır Kolombiya’dan, Hindistan’dan, Rusya’dan, Yeni Zelanda’dan,

İspanya’dan, Belçika’dan, İran’dan, daha birçok ülkeden ve Türkiye’nin farklı kentlerinden gelen Servaslı gönüllü insanlar çocukların hayallerini, bilgilerini ve yaşamlarını o kadar çok zenginleştirdiler ki... Bugün artık yaşadıkları köye artık Barış Köyü diyebiliriz. Servaslı barışsever insanlar olarak dünyanın farklı köşelerinde daha çok Barış Okulu ve Barış Köyleri hayata geçirmek harika olmaz mıydı?